...
Hülya Osmanağaoğlu
Patriyarka ile ne uzlaşırız ne helâlleşiriz…

Feminist siyaset, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönüşle bunca kadının katledilmesine bir şekil göz yuman hatta destek veren devletin, kadınları aileden kurtulmak için güçlendirmeyeceğini, bunun her daim erkek olan devletin doğasına aykırı olduğunu biliyor

Dizilerin ailesi ailenin sınıfı ve feminizm

Yıllar ilerledikçe dizilerde kürtaj, boşanma gibi kararlar kötülüğün simgesi haline getirilirken, iktidarın topluma dayattığı muhafazakâr aile modeli git gide daha fazla gözümüze sokulmaya başlandı

Yarını bugünden kuracaksın ya da sistem dışı feminizm reloaded

...Ve tüm bunlar da ne sadece AKP’den kaynaklanıyor ne de AKP ile son bulacak. Bu nedenle feminist siyaseti AKP karşıtlığına endeksleyen ve patriyarkayı görünmezleştiren, “kapsayıcılıktan” uzak bir çizgi de artık elzem 

Feminizm ve örtünme: Hak tercih özgürlük…

Bugün Taliban ile AKP’nin dini açıdan farklarının olmadığı üzerinden şekillenen siyaseti, üç yıl önce Afrin’e girilirken orduya eşlik eden cihatçıların Afrin’de kadınlara örtünme zorunluluğu getirmesinden bağımsız düşünemeyiz

Feminist devrim aşamalı mı kesintisiz mi: Ortadoğu Kadın Konferansı'nın düşündürdükleri

18 ülkeden 100 kadının katıldığı konferansta sonuç metinin kabulünün ardından kopan slogana bütün kadınların coşkuyla eşlik etmesi ise bölgede (ve aslında dünyaya yayılarak) feminist devrimin dilinin Kürtçe olduğunu gösteriyordu: Jin Jiyan Azadi! 

İstanbul Sözleşmesi kampanyası: Kadın hakları savunuculuğu mu, feminizm mi?

Bundan sonra Sözleşme’yi yeniden kazanmak için verilecek mücadelenin politik yönelimlerini belirlemek için son bir yılın, feminizm içinden bir tartışma ile ele alınması gerektiği de aşikâr

Tolere edilebilir şiddet: İki tokat için yuvanı dağıtma, iki Kürt için devleti yıpratmayalım

Tıpkı yargısız infazda ya da faili meçhul cinayetlerde ölenlerin devlete başkaldıranlar olmasının tolere edilebilir devlet şiddeti olarak kabul görmesi gibi aileye ve erkeklere başkaldıran kadınların bir kısmının öldürülmesi de tolere edilebilir erkek şiddeti olarak görülüyor

Ücretli-ücretsiz emek kıskacında kadınlar* ve sınıf siyaseti

Türkiye’de sınıf hareketi ve özellikle sendikal hareket politik ve örgütsel perspektifleri açısından büyük oranda Türk ve tamamıyla erkek olmaya devam ediyor

AKP’nin ailesi ve İstanbul Sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi askıda kalsa da kadınların erkeklere şiddet yoluyla itaatini daimi kılmanın mümkün olmadığı çoktan ortaya çıktı. Yani bundan sonrası hepimizde, tüm kadınlarda, direnişimizde...
 

Em xwe diparêzin ve feminizmi savunmak

Çünkü artık gelinen noktada açıkça gördük ki feminist siyasetin varlığını ve meşruiyetini savunmanın yolu da mutlaka Em Xwe Diparêzin diyerek feminizmi savunmaktan geçiyor…

Faşizme karşı hepimiz LGBTİ+’yız …

AKP, hayalindeki toplumu yeniden inşaya yönelirken işçi sınıfının, Kürtlerin ve kadınların kazanımlarının yanı sıra LGBTİ+’ların bütün kazanımlarını ve toplumsal/siyasal meşruiyetlerini ortadan kaldırmayı hedefliyor

Feminist dalga ile gelecek yıla…

2020 yılında çok öldük çok şiddet gördük ama kadınlara karşı top yekûn bir savaş başlatan patriyarkayı sokaklarda, evlerde, hayatın her alanında gerilettik. Bu nedenle bu yılın değerlendirmesini bir eylemler ve ölümler kronolojisinin ötesinde hâlihazırdaki ve muhtemel siyasal sonuçları üzerinden de yapmak gerekiyor