Kobanê Davası: Kubilay sordu, ‘Devlet kağıttan şato mudur?’

16 Haz 2021

Kobanê Davası'nın başaldığı sırada ırkçı bir grup ellerinde bayraklarla duruşma salonlarının bulunduğu koridorda HDP aleyhine sloganlar atarak yürüdü. Duruşmaya Günay Kubilay'ın savunmasının ardından yarına kadar ara verildi

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasının üçüncü oturumu, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Sincan Cezaevi Kampüsü Salonu'nda görülen duruşmaya, HDP milletvekillerinin yanı sıra yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı. Tutuksuz yargılanan İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk, Gülfer Akkaya ve Altan Tan da mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. 

Duruşmanın başladığı sırada, ırkçı bir grup ellerinde bayraklarla duruşma salonlarının bulunduğu koridorda HDP aleyhine sloganlar atarak yürüdü. Polisler gruba müdahale etmezken, sloganlar duruşmanın görüldüğü salondan da duyuldu. taşkınlık yapıp grup, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’a saldırı girişiminde bulundu. 

Dün tahliye edilenlerden HDP eski MYK üyeleri Berfin Özgü Köse, Cihan Erdal ve Can Memiş, duruşmaya İstanbul’dan SEGBİS ile katılırken, yerine kayyum atanan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen de duruşmada hazır bulundu. Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada savunmaya yapan HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Bircan Yorulmaz, 20 Mayıs tarihinde tahliye talebinde dava eklerinin kendine ulaşmadığını aktardığını kaydetti. Dava eklerinin kendine ulaşmadığını aktaran Yorulmaz, eklerin gönderilmesini istedi. Yorulmaz, “Avukatlarımla savunmama ilişkin yaptığım konuşmada, savunma konuşmalarında farklı nasıl anlatabileceğimi endişe içerisinde sorduğumda tekrardan kaçınılmaz olduğunu anlattılar.  Sonuçta toplu dava ve arkadaşlarımla aynı şeyi anlatacaktır. Zira tek bir gerçek var, bu gerçeği anlatmam lazım. 20 Mayıs’taki konuşmalarımı anlatacağım” dedi. 

'Bazı gerçekler değişmez' 

Kobanê olaylarından 6 yıl 3 ay sonra kabul edilen iddianameyle binlerce yıl hapis ve müebbet hapis cezasıyla yargılandığını dile getiren Yorulmaz, “Savunma durumu olarak, hakikati anlatmanın savunmamı güçlü kılacağına inanıyorum. Sanık sıfatıyla ilk kez bir davada bulunuyorum. 25 yıldır siyasetle ilgileniyorum. Uluslararası siyaseti takip ederek, bazı dönemlerde siyasette yer aldım.  Evrensel ilkeler çerçevesinde barış, çoğulculuğu benimseyen, insan hakları aktivisti olarak yer aldım ve siyasete bu çerçeve de dahil oldum” diye konuştu. Savcılığın suçlamalarda kendisini konumlandırdığı yerin kimliğiyle örtüşmediğini kaydeden Yorulmaz, “İddianame ile ilgili HDP yargılanıyor. Tweetler yargılanıyorsa, AİHM buna ilişkin karar verdi. AİHM kararı sonrası sözü geçen tweetlerin iddianameden çıkması gerekiyor. Ama HDP'yi yargılıyoruz. Savcılık nasıl göstermek isterse istesin, bazı gerçekler değişmez. HDP hiçbir zaman şiddet çağrısı yapmamıştır” ifadelerinde bulundu. 

'Türkiye hükümeti ile Salih Müslim arasında görüşmeler gerçekleştirmiştir'

Yorulmaz savunmasına şöyle devam etti; "Mail PYD’den geliyor ve ben gelen mailden sorumlu tutuluyorum, bu hukuken olabilecek bir şey değil. Mail kutularına her gün yağan kumarhane oyun maillerini ne yapacağız. Bilgilendirme amaçlı olarak birçok yere gönderilen içerik olan mailden söz ediyoruz. Sadece HDP’ye değil, genel her yere gelen bir mail. Kobanê'de binlerce sivile katliam tehdidi olduğu ve böyle giderse Türkiye sınırına ulaştığı bildirildi. Buradaki suç unsuru nedir? Türkiye IŞİD’in eline geçmesini mi istiyor? Bir bültenle ilgili içeriğinden kişiye özel olmamasında, benden gitmemiş toplu gidilmiş bir mail beni örgüt yönetici yapar. Savcılık makamı böyle bir maili suçlama konusu yapmış, heyetiniz de iddianameyi kabul ederek, bizi suçlu ilan etti. PYD Eş Başkanı Salih Müslim Türkiye'ye geldi ve hükümetle görüştü. O döneme ait her kaynaktan görülebilecek, Türkiye hükümeti ile Salih Müslim arasında görüşmeler gerçekleştirmiştir."

'Para karşılığında slogan atanlar HDP’yi susturamazsınız'

Verilen ara sırasında duruşmayı izleyen ırkçı bir grup HDP’li siyasetçilere saldırı girişiminde bulundu. Mahkeme heyetinin duruşmaya  ara vermesi üzerine salondan dışarı çıkan HDP siyasetçiler, o sırada “HDP susmadı susmayacak” sloganı attı. Cezaevi kampüsü dışına çıkarıldıkları sırada grup içerisindekiler Ermeni toplumuna yönelik hareket içeren sözler sarf etti. Bunun üzerine HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin gruba yönelik, “Para karşılığında slogan atanlar HDP’yi susturamazsınız. Parayla slogan atanlar bunlar” ifadelerini kullandı.

'Burası muz cumhuriyeti mi?' 

Duruşma salonun önünde slogan atan grup, HDP’li vekillerine saldırmak istedi. Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz bu durum üzerine bir polis amiri ile görüşmek istedi. Bu sırada grubun içerisinde bulunup, “Emniyet Şehit Aileleri Vakfı’ndanım” diyen bir şahsın yanına geldiği sırada saldırmaya çalıştığı Kaçmaz, “Sizinle değil, yetkili memurla görüşmek istiyorum” yanıtı verdi. Polisleri Kaçmaz’a saldırmak isteyen kişiyi uzaklaştırdı ama grubun taşkınlıklarını sürdürmeye ve slogan atmalarına engel olmadı. Polisler duruma tepki gösteren Kaçmaz’dan salonun içerisine girmesinin istedi. Kaçmaz ise, “Hayır hayır onları çıkaracaksınız. Kamu binası içinde nasıl eylem yapabiliyorlar. Burası muz cumhuriyeti mi? Mevzuata aykırı bir şekilde içeri alıyorsunuz, gücünüz sadece işçiye emekçiye yetiyor değil mi?” yanıtı verdi.

Mahkemeye tepki 

Bircan Yorulmaz’ın avukatı Atilla Bahçıvan söz aldı. Bahçıvan, müvekkilinin savunmasını yaptığı esnada dışarıda sloganlar atıldığını söyledi. Provokasyon girişimlerine engel olmayan mahkeme heyetinin, “Duruşma salonu dışındaki olay beni ilgilendirmez” sözlerini eleştiren Bahçıvan, “Ama burası adliye salonu ve salonun kapısının önünde olanlar da sizi ilgileniyor. Bugün koridorda olanlar, bizim savunma görevimize dair bir fiil oluşturanların bulunmasını istiyoruz. Bu kişilerin kayıtları yapılmıştır. Bir hukuki işlemin yapılmasını, suç duyurusunun yapılmasını istiyoruz. Mahkeme yine de ‘benim sorumluluğumda değil’ diyorsa, biz suç duyurusunda bulunacağız. Giren çıkanların kaydı yapılmıştır. Bu kişiler kimlerdir ve neler yapmışlardır? Mahkeme tarafından bu tespit edilerek işlem yapılmalıdır. Bizler de suç duyurusunda bulunacağız. Kamera kayıtlarının ve ses kayıtlarının bizlere verilmesini ve muhafaza edilmesini talep ediyoruz” dedi. 

'Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum'

Bahçivan şöyle devam etti; İddianame tel tel dökülüyor. Birçok müşteki şikayetçi olmadığını dile getiriyor, muhtemelen buradan gerçek sorumluların yargılanmadığını düşündükleri için şikayetçi olmuyorlar. Sizin açınızdan da dökülüyor. Dün kurduğunuz kararda suç vasfının değişmesinden bahsettiğiniz. Oysa bütün bu sorgu denilen şeyde müvekkillerimiz tutukluluk incelemesinde ve sonrasında aynı şeyi söylediler. Dolayısıyla, önceki taleplerimin baki kalması kaydıyla, müvekkil açısından 2-3 temel problem vardı. Kendisi bunu iyi ifade etti. Mevcut deliller ve ulaştığımız aşama itibariyle müvekkilin özgürlük hakkının ciddi ihlal edildiği kanaatindeyiz. Hepimiz aynı hukuk fakültelerinde okuduk ama sonrasında farklı kaynakları okuduğumu sanırım. O yüzden farklı değerlendiriyoruz. Gelen aşamada müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”

'İnsani tepki'

Duruşma, HDP eski Saymanı Zeki Çelik’in savunmasıyla devam etti. Savunmasını 3 bölüme ayırdığını dile getiren Çelik, savunmasının ilk bölümünün HDP’de görev aldığı bir buçuk yıla, ikinci bölümünün Kobanê eylemleri dönemine ve üçüncü bölümünün ise sanal medya paylaşımlarına ilişkin olduğunu söyledi. Hayatı boyunca kanuna aykırı hiçbir eylemde bulunmadığını belirten Çelik, “Tam tersine kanunlara riayet eden biriyim. Ben 22 Haziran 2014 tarihinde HDP’nin emek, barış, eşit, kadın özgürlükçü, ekolojik programına sahip olduğundan her vatandaşın hakkı olduğu gibi 22 Haziran 2014’te gerçekleşen HDP Olağan Kongresinde yönetimine seçildim. Yine 15 Ağustos 2015 tarihinde HDP Genel Saymanı olarak resmen göreve başladım. Ancak 20 Ocak 2016 tarihinde saymanlık faaliyetlerim nedeniyle gözaltına alınıp, tutuklandım. Tutuklandığım gün HDP’nin kongresi vardı. Görev süremin bittiği gündü. O gün kongrede kendi çalışmalarımı sunmam gerekirken, İstanbul Adliyesi’nde savcıya ifade vermekle meşguldüm. Daha sonra tahliye oldum” diye anlattı. Savunmanın ardından Çelik’in çapraz sorgusuna geçildi. 

'Paylaştığı bu fotoğraflar suç olamaz'

Çapraz sorgunun ardından söz alan Zeki Çelik’in avukatı Fikret Aktaş, müvekkiline isnat edilen iki eylem olduğunu, birinin HDP tarafından atılan ve iddianamenin temelini oluşturan tweet olduğunu vurgulayan Aktaş, “Tweetin içeriği konusunda AİHM’in net kararı var bunun suç unsuru olmadığına yönelik. İkinci suçlama ise 4 adet fotoğraf paylaşımı. Bu paylaşımların ikisi 2014’te, 2’si de 2015’te yorumsuz bir şekilde paylaşılan YPG’ye ait olduğu iddia edilen görüntüler. 2014-2015 yılında PYD Eş Genel Başkanlarının Türkiye’ye defalarca geldiği ve üst düzey devlet yetkilileri ile görüşmeler yaptığı biliniyor. En son 2015 yılı itibariyle değerlendirildiğinde Asya Abdullah, TBMM’de günün siyasal konjonktürü konusunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Demek ki bu tarihlerde Türkiye tarafından YPG yasa dışı bir örgüt olarak tanımlanmıyordu. Bu nedenle paylaştığı bu fotoğraflar suç olamaz” dedi. Müvekkili ile ilgili toplanacak herhangi bir delil kalmadığına dikkati çeken Aktaş, tahliye talebinde bulundu. Çelik’in avukatı Turgut Gerçek de müvekkiline yönelik hangi delillerin konulduğunun belirtilmediğini söyledi. 

 

Günay Kubilay'ın savunması...

Duruşmada savunma yapan HDP kurucu üyesi ve önceki dönem Parti Sözcüsü Günay Kubilay, DAİŞ’in izlediği politikaları ve Suriye’de yaşananları anlattı. Günay, “Kobanê’de IŞİD saldırıları yoğunlaştıkça, Türkiye’den acil insani yardım talepleri de çoğalıyordu. AKP hükümeti ise PYD Eşbaşkanı Salih Müslim ile yaptığı görüşmelerde, ‘insani yardım koridoru’ talebini ‘Kürtlerin ÖSO yanında yer almaları ve Esad rejimine karşı konumlanmaları’ şartına bağladığına dair bilgiler kamuoyuna yansıyordu. Hükümetin bu teklifi, Kürtlerin izlediği ‘üçüncü yol’ çizgisinden vazgeçmeleri ve Suriye iç savaşının doğrudan tarafı olmaları anlamına geliyordu. Bu politikayı PYD’nin kabullenmesi mümkün görünmüyordu. Mümkün görünmüyordu, çünkü bu teklife barışçıl, demokratik ve çoğulcu bir bölgesel dış politika vizyonuyla bakıldığında ‘stratejik derinlik’ten yoksun, ‘kurnazlık’ kokan, fırsatçı ve faydacı bir politika izlenimi vermenin ötesinde bölge barışını eksen alan bir ufuk çizgisine sahip değildi. Nitekim, Türkiye hükümetinin bu teklifi dış basında yorumlanıyor, dış dünyaya şöyle yansıyordu; ‘Türk Cumhurbaşkanı hem Kürtlere hem de dış dünyaya şantaj yapmak için Kobanê’yi kullanıyor ve Kobanê’de yaşanacak bir katliamı göze alıyor.’” şeklinde konuştu.

 ‘Devlet kağıttan şato mudur?’

 Kobanê’de gelişen olaylar karşısında HDP’nin yaptığı çağrının demokratik içeriği, duyarlılığı ve özenli davranışı doğrular nitelikte olduğunu vurgulayan Günay, insanların HDP’nin çağrısıyla sokağa çıkmadığını aktardı. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Kobanê düştü düşecek” sözlerinin insanlar üzerinde büyük etki yarattığının altını çizen Günay, “Eğer barışçıl bir eyleme, demokratik bir protestoya şiddet bulaşmış kan akmışsa bunun sorumlusu gerekli önlemleri almayan, görevini yerine getirmeyen siyasi iktidardır. Çağrımızın muhatabı devlet değil, hükümettir. Hatta doğrudan hükümet değil, hükümetin Kobanê politikasınadır. Devlet kağıttan bir şato mudur ki, politik bir eleştiri yapıldığında, demokratik bir protesto rüzgarı estirildiğinde birliği ve bütünlüğü bozulsun?” diye sordu.

 Ortaya çıkmasını istemedikleri hakikat mi var?

 Günay, olayların araştırılması için partilerinin Ekim 2014’ten Ekim 2020’ye kadar verdiği 9 önergenin 9’unun da AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildiğini, günden bugüne 6 yıl boyunca meclis araştırması yapılması engellendiğini vurguladı. Bu olayların 6 yıl boyunca HDP’yi karalamak, HDP’lileri suçlamak ve eş genel başkanlarını cezalandırmak amacıyla siyasi malzeme olarak kullanıldığını anlatan Günay, “Gerçeklerin açığa çıkarılmasını neden engelliyor olabilirler? Öyle ya, Abdestinden eminseler, secdeye gelmekten’ neden kaçıyorlar? Acaba, toplumdan gizledikleri bir gerçek, açığa çıkmasını istemedikleri bir hakikat mı var?” sorularını yöneltti.

 Duruşmaya yarına kadar ara verildi

 Günay’ın savunmasına yarın devam etmesini isteyen mahkeme başkanı ara kararında, duruşma dışında çıkan olaylar hakkında suç duyurusunda bulunulması talebini, olayların duruşma düzenini bozan bir eylem olmaması nedeniyle reddine karar vererek duruşmaya yarına kadar ara verdi.

HABER MERKEZİ


Etiketler : Kobani davaları, hdp,